Mart 23

BÖLGELERE GÖRE TRAVESTiLER

Bu sitedeki Yazılar tamamen günceldir, haftada 2 yazı yazılmaktadır, alt bölümlerden yazılarımızı okuya bilirsiniz üstteki 3 yazı sabittir, sabit haberden sonra güncel yazılarımızı okuya bilirsiniz saygılar. 

Gerçek travesti adresleri alttaki bölgelere tıklayarak istediğiniz bölgeden arkadaşlık kurabilirsiniz.

Tüm şehirler

İstanbul-Avrupa Yakası travesti İstanbul-Anadolu Yakası travesti Ankara travesti İzmir travesti Antalya travesti Bursa travesti Mersin travesti Adana travesti Malatya travesti Sivas travesti Elazığ travesti Manisa travesti Şanlıurfa travesti Sakarya travesti Adapazarı travesti Tekirdağ travesti Ordu travesti Diyarbakır travesti Fethiye travesti Isparta travesti Didim travesti Konya travesti Gebze travesti Uşak travesti Trabzon travesti Samsun travesti Kuşadası travesti Bolu travesti Bodrum travesti Balıkesir travesti Van travesti Kayseri travesti Kocaeli travesti izimt travesti Alanya travesti Hatay travesti iskenderun travesti Marmaris travesti Kütahya travesti Kahramanmaraş travesti Eskişehir travesti Denizli travesti Aydın travesti Gaziantep travesti Kıbrıs travesti

Diğer şehirler: gercek modeller bu sitede, alttaki şehirlerdeki modelleri görmek için tıklayınız. Eğer bulunduğunuz bölgede henüz model yoksa zaman içerisinde olabilir, ileriki zamanlarda tekrar tıklayınız
Adıyaman | Afyon | Ağrı | Amasya | Artvin | Bilecik | Bingöl | Bitlis | Burdur | Çanakkale | Çankırı | Çorum | Edirne | Erzincan | Erzurum | Giresun | Gümüşhane | HakkariKars | Kastamonu | Kırklareli | Kırşehir | Mardin | Muğla | Muş | Nevşehir | Niğde | Rize | Siirt | Sinop | Tokat | Tunceli | Yozgat | Zonguldak | Aksaray | Bayburt |Karaman | Kırıkkale | Batman | Şırnak | Bartın | Ardahan | Iğdır | Yalova | Karabük | Kilis | Osmaniye | Düzce | Kemer | Kaş | Side | İtalya – Italy | United Kingdom – İngiltere | Northern Iraq Shemale | Germany – Almanya | France – Fransa
Bu site tamamen arz ve talebe göre hazırlanmış olup gerçek trans, trv bireylerin model oduğu ve aynı zamanda normal üyeliğinde olduğu bir sitedir. üst bölümdeki şehirler aracılığı ile linklere tıklayarak arkadaş edineceğiniz modelleri bulabilirsiniz. site kuralları gereği yaşınız tutmuyorsa litfen siteyi terk ediniz. Sitemizin diğer kurallrı ise şöyle;
içeride kesinlikle müstehcen yazı ve resim yüklemek kesinlikle yasaktır, sitemiz tamamen arkadaşlık sitesi olup, kötü amaçlı kullanımlar tespit edildiğinde üyelik iptal edilir, sitemiz paylaşım ve arkadaşlık sitesidir.
Ekim 18

Benim Asla anlam veremediğim şey Kayıp çocuklar

Benim yıllardan beri anlam veremediğim en büyük sıkıntılardan birisi şu:

Bir travesti olarak insanları bilgilendirmek istedim. Her gün bir yerlerde karşılaştığımız dilenci, mendilci çocuklar, işte o çocukların gerçek sahipleri kim.

Eğer Başbakan olsam ilk yapacağım hizmetleri sıralayayım.

1. Dilenci çocuklara çözüm bulmak ve o çocukların gerçek sahiplerine kavuşturmak

2. İstanbul trafiğine çözüm bulmak :) )

Diğerlerini saymadan asıl meseleye geri döneyim. Hiç bir zaman anlam verememişimdir o çocukların nasıl olur da dilenmeye teşvik edildiğine. Başbakanın yerinde olsam o çocukları öncelikle hiçbir basın organına haber vermeden, tüm vilayetteki sorumlularla bir toplantı tertipleyip, gizlice ve günlerce o çocukları toplatıp, güvenli bir yerde toplanana kadar ve toplanan çocukları sorgulayıp diğer dilendirilen çocuklara ulaşılıncaya kadar toplatmaya devam ederim. Tüm şehirlerde toplanan o çocukları sonra İstanbul yada Ankara gibi bir merkezde, hepsini bir araya getiririm. Tümünü kodlarım ve DNA testine tabi tutar sonrada DNA’sı tutan kişileri, bir daha kesinlikle dilen-dirilmemek üzere ailelerine koşullu teslim ederim.Test sonuçları tutmayan yani kendi çocuğu olmayan aileleri sorgularım ve çocuğu nereden aldığını doğrulayacak şekilde konuştururum.Daha sonra tüm ,Türkiye’ye haber verip Kayıp çocukları olanlar gelsin diyerek Bir otelde yada tesis de en iyi şekilde ağırlarım. Birkaç gün de çocukları tek tek görsün, teşhis etsin ve kendi çocuğu olduğunu iddia edenlere de DNA testi uygulatıp kendi çocuğu olduğunu kanıtladıktan sonra gerçek sahibine teslim ederim. Yaparım yada ederim derken, gerekli mercilere yaptırırım demek istiyorum :) ).

Her neyse Türkiye’de o kadar çok kayıp çocuk var ki  belki de bu kayıp çocukların bir çoğu bu dilencilerin elinde. Gerçekten o çocuk kendilerinin olsa asla dinlendirebileceğine inanmıyorum, hiç bir insan kendi canından olan bir çocuğa o zulmü yapmaz, bence kesinlikle araştırılmalı. Van da Kaybolan Nehir ölü bulundu ve hemde babasının daha önce defalarca baktığı ama göremediği yerde. Olay bu kadar yaygara yapılınca Kimbilir belki de kaçıran kişi başım belaya girmesin diye Nehir kızımızı öldürüp oraya bıraktı. Neden buna gerçek bir çözüm bulunmuyor anlam veremiyorum. Gerçi travestilerin bir çoğu da kayıp çocuklar arasında, Bunlardan biride bendim.Yani travesti İclal; 20 yıl kadar kayıptım ve 20 yıldan sonra ailemi aradım, travesti olduğumu söyledim,korkularım vardı o yüzden ailemde hep kaçmıştım ve sonraları geç te olsa, ben ne yapıyorum değer mi? şu kısacık ömürde ailemi sonsuza dek kaybetmeye diyerek Annemi aradım ve uzun süre telefonda ağladım ve kendimi toparlayıp travesti olduğumu anlattım. Annem sağ olduğuma çok sevindi ve gerisinin önemli olmadığını söyledi ve benimle görüşmek istedi. Şimdilerde çok mutluyum ve tüm ailemle görüşüyorum şükürler olsun. Allah herkesi ailesine kavuştursun diyerek yazımı sonlandırıyorum.

Bu yazımı herkes kopyalayıp sitesinde yayınlayabilir böylelikle belki bu duruma bir çözüm getirilmesine katkıda bulunabilir saygılar iCLAL.

Ağustos 6

Bir Travesti, İçişleri Bakanlığı aleyhine dava açtı!

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre, Ankara’da yaşayan travesti T.T. adlı seks işçisine “rahatsız etme” suçundan ötürü birer gün arayla Kabahatlar Kanunu’na göre kesilen para cezası, yargı tarafından iptal edildi. İki ayrı mahkeme, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle örtüşmediği, olayın gerçekleştiğinin sabit olmadığı, rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için kararı bozdu. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, iki cezanın da iptal edilmesi üzerine İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Avukat Toköz, dilekçesinde, polislerin trans bireyleri cinsiyet kimliklerinden ötürü sistematik olarak cezalandırdıklarını savundu.

’Rahatsız etmek ne demek?’

Ankara’da seks işçisi olarak çalışan T.T. adlı trans bireye geçen 24 ve 25 Nisan tarihinde polis tarafından iki ayrı para cezası kesildi. Polis, T.T. hakkında Kabahatler Kanunu’nun 37. maddesine göre “rahatsız etme” suçundan işlem yaptı. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, karara itiraz etti. Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Recep Kınalı, 91 TL’lik para cezasının “mahallede oturduğu belirtilen meçhul kişilerin telefonla ihbar etmesi” üzerine verildiğini kaydederek, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle travesti örtüşmediği gibi, olayın gerçekleştiğinin de sabit olmadığı” gerekçesiyle 1 Temmuz’da kararı iptal etti.

T.T.’nin 25 Nisan’da aldığı ikinci para cezası da, Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Zeka Kayalı’ndan döndü. Hakim Kayalı, 30 Mayıs’ta verdiği kararında, “rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için bu cezayı iptal etti.

‘Sistematik saldırı’

İki cezanın iptal edilmesi üzerine Avukat Ahmet Toköz, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Toköz’ün dilekçesinde; polislerin birçok kez yaşanıldığı üzere T.T.’ye cinsel kimliğinin suç olduğu kabulüyle hareket ederek, ceza verdiğini, adeta cinsel kimliğin cezalandırıldığını ve müvekkiline ayrımcılık uygulandığını savundu. Bu ceza uygulandıktan sonra T.T.’nin gözaltına alındığını kaydeden Toköz, “Polis müvekkili haksız travesti olarak durdurmakla kalmamış idari yaptırım kararını uygulamak için polis merkezine götürmüş ve haksız gözaltı işlemi uygulayarak özgürlüğünü de kısıtlamışlardır” dedi. Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerin sık sık trans bireylere karşı fuhuş yaptıkları iddiasıyla ceza kestiğini hatırlatan Toköz, “kimsenin fuhuş yapma eyleminden ötürü cezalandırılamayacağını” kaydetti. Bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlali anlamına geldiğini vurgulayan Toköz, “Bu memurlar eylemlerini birçok kere tekrarlamıştır. Ülkede özgür bir birey olarak yaşama hakkına sahip olan müvekkil, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi nedeniyle özgürlüğünün kısıtlandığını ve güvenliğinin kamu gücünü kullananlar tarafından tehlikede olduğunu düşünür ve çözüm üretemez hale gelmiştir” dedi.

Category: Genel, travesti
Haziran 29

Yeterince açık mıyım?

 

İnsan oğlunun türlü türlü huyu var. En basitinden siz bütün içtenliğinizle birilerine derdinizi açar, medet umarsınız ama sıra ona geldiğinde o derdini ya da ne düşündüğünü sizden dünya sırrı gibi saklar. Bu insanlar neden hep kaçak göçek savaşmaya çalışır birbirlerine karşı açık olmazlar bilmiyorum. Sanırım ne anlatmak istediği anladınız. Hani şu sizin dertlerinizi dinleyip, sanki çok açıkta bir yerleriniz kalmış gibi dinledikten sonra hayretler içinde yüzünüze bakıp size dünyanın en garip insanı muamelesi yapan,kapalı kutu insanlardan bahsediyorum. İnsanların size karşı açık davranmamalarının sebebini merak ediyorsanız belki de biraz kendinize bakmalısınız. Çevrenizdekileri sürekli olarak iyi ya da kötü yönde yargılıyorsanız ya da sürekli olarak onlarla rekabet halindeyseniz size karşı açık davranmaları mümkün olamayacaktır. Aslında en derinden asıl sebebin bu olduğunu bilirsiniz. Fakat yine de yargılamaya ve rekabet etmeye  devam edersiniz. tabi bu söylediklerim normal insanlar için geçerli, içten pazarlıklar yaparak, sizi zor anınızda yalnız yakalama gayretinde olanlar zaten siz ne düşünür ne yaparsanız yapın asla size karşı açık olmayacaklardır. O yüzden ben normalde insanlar neden açık olmazlar o konuya değinmek istiyorum.

insanlarla konuşurken önce onlarla ilgili neleri beğendiğinizi anlatır, bol bol övgüler yağdırır,  konuşmanın sonuna geldiğinizde ise asıl konuya geçersiniz. Zekice yargılama konusunda bir iki defa başarılı olsanız da bir müddet sonra insanlar sizinle birlikteyken kendilerini iyi hissetmediklerinden açık davranmamaya başlarlar.    Merak etmeyin alıcılarınızın ayarında bir sorun yok maalesef insanların yüzde doksanı olaylara bu şekilde yaklaşıyorlar. Geçenlerde Antalya‘dan bir travesti arkadaşım ziyaretime geldi. Kendisi her anını yaşadığı her olayı insanlara hiç bir şeyden çekinmeden anlatır. Sizin anlayacağınız içi dışı bir insanlardan, ama etraf çakal dolu olunca benim arkadaşım yanlış anlaşıldı arkasından ne safmış bütün sırlarını bizimle bir çırpıda paylaştı diyen bile oldu. Sanırsınız açık olmak suç. Zihninizden geçen negatif düşünceleri ve felaket haberlerine bir günlüğüne ara verin. Etrafınızdaki her şeye, her insana ilk defa bakıyormuş gibi bakın. Gözlerinizin içi gülsün. Tedbir almayın, herhangi bir konuya çok kafa yormayın. Mümkünse konuşmak yerine dinleyin. Yargılamayın bırakın herkes açık olsun ve düşündüğünü söylesin. Birbirimizi doğru anlamanın yolu açık olmaktan geçer. Şimdi aranızda bazı travesti arkadaşlarım ya biz yeterince açık konuşmuyor muyuz diye hayıflanabilir sözüm meclisten dışarı, keşke herkes sizin gibi olabilse. Sevgilerimle.

Haziran 26

Son pişmanlık

Yurt dışında bir üniversite yememiş, içmemiş kadınlar ve erkekler üzerinde cinsellik konusunda bir araştırma yapmış gerçi ben bu tür çalışmalarının insanların doğruyu söylemedikleri için biraz yanıltıcı olabileceğini düşünürüm ama yine de sonuçlara bakmadan edemedim. Hatta okuduktan sonra sizinle de paylaşamaya karar verdim.

Teksas Üniversitesi tarafından 24 bin kişinin katılımıyla düzenlenen anket sonuçları kadınların ve erkeklerin cinsellik konusunda çok farklı pişmanlıkları olduğu sonucuna varmış. Seks sonrası pişmanlıklar kadınlarda ve erkeklerde birbirlerinden çok farklı sonuçlar ortaya çıkarmış. Uzmanların araştırmalarına göre kadınlar seks sonrası erkeklerden daha fazla pişmanlık duyuyor. Erkekler sadece daha fazla kişiyle birlikte olmadıkları için pişmanlık duyarken, kadınlar çok hızlı ilerledikleri ve yanlış kişiyle ilişkiye girdikleri konusunda pişmanlık yaşıyor. Bu zaten benim de sizinde bildiğiniz bir dünya gerçeği maalesef kadınlar seks konusunda erkekler kadar özgür olamadıklarından her seks sonrası bir pişmanlık yaşamaları da gayet normal.En büyük pişmanlıklar aniden karar verilip yapılan seksler için ortaya çıkıyor. Ani kanın beyin dışında toplanması, yani anlık karar verilen ilişkilerde hemen sonrası keşke yapmasaydık diye düşünen taraf her zaman kadınlar oluyor. Bir de alkolün etkisiyle kendisine yakışıklı görünen adamın sabah bet suratını gören Ankara travestilerinden Deniz’in yaşadığı pişmanlıklar var. Bizim kıza gece bir mekanda Bradd Pitt gibi görünen adam gün ışığında kurt adama dönüvermiş, aslında kurt adamlar gece çıkar diye bilinir ama travesti Deniz’in karşısına hep sabah aynı yatakta çıkıyorlar. Artık o da her gördüğü yakışıklıyı yakışıklı sanmasa daha iyi olur. Ne demişler son pişmanlık fayda etmez.

Erkeklerin yaşadıkları pişmanlıklar ise şöyle sıralanıyor;

1. Olası bir yatak arkadaşına doğru hamle yapmamak

2. Gençliklerinde seks yaşamlarında daha maceraperest ve tutkulu davranmamak

3. Sevgilisi yokken cinsel anlamda daha maceraperest olmamak

4- Hoşlandıkları birine karşı çekingen davranmaları

5- Gençken daha fazla maceracı olmamak -Bekarken daha fazla partnerle birlikte olmamak

Erkeklerin basit ama çözümü olan dertleri bizimkinin yanında devede kulak kalıyor.  Asıl sorun biz kadınların kiminle birlikte olmaya karar vermede çektiğimiz güçlük galiba kimseyi kendimize layık görmüyoruz. Y ada sat anasını diyerek gözümüz kapalı ilişkilere başlıyoruz. Sonuç her zaman hüsran olmuyor ama çoğunluk ne diyor hüsranla bitti yine tek gecelik ilişkim.. Ne yapalım bizim de kaderimiz buymuş. Saygılarımla.

 

Haziran 22

Bu film seyredilmeye değer

Sinema yani beyaz perdede bu hafta sekiz yeni film vizyona girecek. Benim bu filmler içinde size tavsiye edebileceğim ise kabile olacak.

Miroslav Slaboshpitsky’nin yönettiği Ukrayna yapımı filmde Grigoriy Fesenko, Yana Novikova, Rosa Babiy ile Alexander Dsiadevich gibi isimler rol almış. Filmin en büyük özelliği alt yazı ya da seslendirme olmayışı. Nasıl yani dediğinizi duyar gibi oluyorum. Korkmayın film eski zamanların sessiz filmlerinden değil yani bir Charlie Chaplin filmi izlemeyeceksiniz. Film işaret dili ile konuşturuluyor belki de işaret dili bilmediğimizden ki ben de bilmiyorum filmi anlamayacağınızı düşünebilirsiniz ama işin açıkçası ben sırf bu yüzden izlemek istiyorum çünkü dünya üzerinde işaret dili ile çekilen ilk film olma özelliğini taşıyor ve ben de bu tür yenilikleri takip etmekten hoşlanan biriyim.

Üstelik Mersin’de yaşadığım yıllarda sağır ve dilsiz travesti bir arkadaşım olmuştu ve onun işaret dilini bana öğretmeye çalışması ile birazcık da olsa birkaç kelime öğrenmeyi başarmıştım. Onun o halde okumak ve yeni bir şeyler öğrenmek için gösterdiği gayreti her zaman takdir etmişimdir. Şimdi travesti arkadaşım ve onun durumundaki insanlar için böyle bir film yapılması beni çok memnun etti.

İki saatlik film, Ukrayna’da sağır ve dilsiz okulunda yatılı okuyan bir gencin başına gelenleri konu alıyor. İlk gösterimi 2014 Cannes Film festivalinde gerçekleştiren yapım, festivalden 3 ödülle dönmüştü.

Sergey konuşma ve işitme engelli bir gençtir ve kendisi gibi öğrencilerin eğitim gördüğü bir denizcilik okuluna kaydolur. Okuldaki ilk günüyle açılan film, Sergey’in öğrencilerin kendi aralarında kurduğu sert hiyerarşik düzenle tanışmasını ve zamanla bu düzenin bir parçası oluşunu ele alır. Öğrencilerden kurulu çetenin çeşitli suçlara bulaştığı bu düzende ilk sınavı geçen Sergey, artık bu zincirin bir üyesidir. Ancak beklenmedik bir şekilde diğer üyelerden birine aşık olması işleyişi derinden sarsacaktır.

Filmin konusundan da anlayacağınız üzer içinde çarpıcı bir aşk hikayesi de var. Film aslında bu aşk üzerine kurgulanmış yani içinde aşk olan hiçbir film beni sıkmaz umarım siz de izlerseniz benimle aynı görüşte olursunuz sonra bize ne biçim film önerdi diye arkamdan söylenmeyin. Şimdiden iyi seyirler dilerim.

 

Haziran 19

Unutmaya son

Hepimizin unutmakla ilgili sıkıntıları mutlaka vardır mesela ben arkadaşlarımın isimlerini sürekli unuturum. Bazen bir yerlerde karşılaşınca adını hatırlayamadığım için isim geçmesin diye dua bile ederim. Unutkanlığın en büyük nedeni ise hayat şartlarının ağırlığı ve kafamızın içinde dönüp duran düşünceler.

O kadar düşünce arasında bazı önemsiz gelenlerin beynin arka tarafına atılması ve oradan hiç çıkmaması da normal sayılabilir. Ama sorun hastalık derecesine gelmişse artık yapacak bir şey yoktur. Ankara travestilerinden Zaman, Alzheimer hastalığına yakalanan babasını ziyarete gittiğinde kendisini tanımayan babasına gözyaşları içinde öylece bakakalmış galiba insan hayatında böyle bir durumu yaşamak, ölümden bile zor olsa gerek. Kendimi böyle bir durumda hissetmek travesti arkadaşın yerine koymak istedim ama bunu bile başaramadım. Dünyada teknolojik gelişmelerin yanı sıra tıp alanında da pek çok gelişme oluyor ve ben bilim dergileri karıştırırken bazen yeni tedavi yöntemlerinin devreye girdiğini okuyorum.

Geçenlerde “science” yani bilim dergisinde  unutkanlığa son verecek yeni bir çalışma yapıldığını okudum. İşin açıkçası bu durum hemen aklıma Zaman’ın babası ile yaşadıklarını getirdi ve en azından onlar adına bir nebze de olsun sevindim. Bilim adamları fareler üzerinde bir deney yapmışlar önce farelere bellek oluşumunu engellemek için anisomisin adlı bir bileşik veriliyor. Daha sonra farelere donma hissi yaratan elektrik şoku veriliyor ve hayvanlar başka bir bölüme alınıyorlar. Hafızaları silinen fareler ile bu deneyimi yaşamayan fareler tekrar elektrik şokuna maruz bırakılıyor. Mavi ışıkla beyin hücreleri harekete geçirilen farelerin, korktuğu ve donma hissi duyduğu belirleniyor. Kısacası mavi ışık beyin hücrelerini tekrar canlandırıyor ve beynin arka kısmına atılan bilgileri ön beyne getiriyor. Eğer bu yöntem insanlara uygulanırsa milyonlarca insan için unutkanlık tarihe karışacak. Düşünsenize eskiden başınızdan geçen olayları hatta doğduğunuz anı bile hatırlama şansınız olacak gerçi kim doğum anını hatırlamak ister onu da bilemem. Ama bazı şeyleri hatırlamakla hatırlamamak arasında kalacağımız kesin. Bende sabırla bu yeni yöntemin ilerleyip insanlara uygulandığı günü bekliyorum. Bilim adamlarının inanlık adına yaptıkları şeyleri de takdir ediyorum. Birileri hala bizim iyiliğim çalışıyor. Hoşcakalın.

Category: Genel
Haziran 15

Oturmaktan bir yerleri ağrıyanlara tavsiyeler

En yakın yerlere bile otomobille gitme alışkanlığımız, bilgisayar başında saatlerce uzun uzun oturmamız, akıllı telefon manyaklığımız bizi tembel ve koca popolu insanlar haline getirdi. Oturmaktan bir yerlerimize ağrılar girmesinin yanı sıra sağlığımızı da tehlikeye atıyoruz.Özellikle banka çalışanları, müdürler, yöneticiler, servis çalışanları akşama kadar marketlerde alışveriş merkezlerinde kasada oturanlar yaptıkları iş yüzünden oturmaya bağlı sağlık sorunları yaşıyorlar.

Durum böyle olunca kalkıp biraz hareket etmemiz vücudumuzdaki eklemleri esnetmemiz gerekiyor. Uygun egzersiz tekniklerini ile zayıf kemiklerimize biraz güç vermek, onları yeniden harekete geçirmek zorundayız. Aynı pozisyonda uzun süre durmak bazı kas gruplarının zayıflamasına neden oluyor. Eğer egzersiz yapmıyorsak, yerçekiminin de etkisiyle omurgamızda kalıcı duruş bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Bir bölgede meydana gelen sorun başka bölgeleri de tetikliyor. Sürekli oturmak; omurganın üst bölümünün öne doğru bükülmesine ve kifoz (kamburlaşma) gibi ciddi sorunlara neden olabiliyor.

Hareketsiz bir yaşam öncelikle popomuzun büyümesine neden olduğundan kısa sürede Kim Kardishian  poposuna sahip oluyoruz. Bu bazılarımız için iyi gibi görünebilir. Mesela Antalya travestilerinden bir arkadaşımız zayıf poposunu biraz genişletmek için oturma saatlerini artırabilir ama zaten büyük bir popomuz varsa biz böyle yapmayalım. Poponuzun büyümesini engellemek için her saat başı oturduğunuz masadan  kalkıp bir tur atın… saatlerce aynı yerde oturmak, yağ hücrelerine baskı uygulayarak yüzde elliye varan oranlarda yayılıp büyümelerine neden olabiliyor. İşe güce dalıp uzun saatler boyunca oturur pozisyonda kalmamak için akıllı telefonunuzun alarmını her saat başı için kurabilirsiniz. Bildiğim kadarıyla akılsız telefonlarda da alarm sistemi var. Hemen gidip kendinize akıllı telefon almanıza gerek yok. Alarmınız ‘kaldır popoyu’ diye çaldığında ofiste kısa bir tur atabilirsiniz. Oturarak çalışırken yapılan en önemli hataların başında boynun ileriye doğru hareket ettirilmesi geliyor. Yandan bakıldığında kulakların omuz hizasından ileri doğru geçmesi, omuzlarda öne doğru rotasyon ve omurganın öne doğru bükülmesi şeklinde gözlemlenen bu durum, zamanla sırt bölgenizde ciddi deformasyonlara neden olabiliyor. Sürekli bilgisayar karşısında iseniz monitörün üst kenarı göz hizanıza gelecek şekilde bilgisayarınızın yüksekliğini ayarlayın. Koltuğunuzun yüksekliğini ve uzaklığını ayarlayın. Sağlık için yapmanız gereken basit hareketleri unutmayın. Sağlıklı günler dilerim.

 

Haziran 12

Yalancılık genimizde var

Yok ben yalan söylemem diye sıyrılmayın işin içinden, siz değil miydiniz çocukken komşunun bahçesinden erik aşırıp, komşu kapıya dayandığında inkar eden. Siz değimliydiniz akşam misafirliğe gelmek için kapıyı çalan komşuya annemler evde yok diyen. Bunları çocukken ben yaşamadım derken bile yalan söylediğinizin farkında mısınız?

Bazen hayat yalan söylemek için o kadar müsait olur ki, birkaç yalan da ben sallasam ne olur diye düşünürdünüz. İşte yalancılık ile dürüstlük arasındaki ince çizginin ortaya çıktığı alan burasıdır. İzmir travestilerinden Ayçam, anlatıyor çocukluk hikayelerini biz ise şaşırmış gibi dinliyoruz. Anneme arkadaşlarla ders çalışacağımı söyleyip, gece sabaha kadar gezerdik diyor. Ya gerçekten mi falan yapıyoruz. Sanki hepimizin geldiği nokta orası değilmiş gibi. Bütün kızlar, ‘Ben arkadaşıma ders çalışmaya gidiyorum’ yalanını söylememiş midir? Anne genelde bu hikayeyi yutmaz; çünkü kendisi de büyük ihtimalle söylemiştir ama yutar görünür. Niye? Yüz göz olmamak için. Yoksa annelerimizde geçmiştir feleğin çemberinden muhakkak onlar da kendi annelerine aynı yalanı söylemişlerdir.

Öğretmen sınıfta bir fikir beyan eder hepimiz mecburen katılırız sıkıysa yok öyle değil de sene sonunda karnede kırık not için ne yalan söyleyeceksin ailene, hoş biz ona da bir kılıf buluruz. Hoca gıcığın teki bütün sınıfı bıraktı vicdansız deriz. Bindiğimiz taksinin şoförü havadan sudan derken açar bir mesele mecbur katılırsın yoksa halin harap gideceğin yere varmadan indirir seni arabasından, işin yoksa başka taksi bul dağın başında.

Yalanlar bazen öyle mecbur bırakır ki bizi onları kullanmaya gerçeğin gölgesini bile unuturuz. Misafirlikte beğenmediğiniz yemeği illa yiyip, üstüne bir de, ‘Şekerim ellerine sağlık, şahane olmuş’ deyip eve dönünce arkasından atıp tutarız kadın bir pilavı bile yapmayı becerememiş yazık kocası olacak adama diye. Ama orada söyle bakalım bu gerçeği bir daha su bile içemezsin o kapıdan, hatta büyük ihtimal seni bir sonraki yemeğe çağıran bile olmaz. Erkekler kadınların her sorduğu soruya kafa sallayıp, onaylamak durumundadır. Ekerim hangi elbise daha çok yakıştı dediklerinde hepsi çünkü sen güzelsin demek boyunlarının borcudur. Güzele ne yakışmaz bir tanem çuval giysen sana yakışır dersiniz. Nasıl olsa çuval giymez diye de içinizden dualar edersiniz.   İşte böyle yalancılık genlerimizde var bir nevi insanın doğası yalan üzerine kurulu. Siz siz olun yalanın beyazını söylemeye dikkat edin. Sevgiyle kalın.

 

 

Haziran 8

Mükemmel kadın

Mükemmel kadın size göre nasıl tanımlanır bilmem ama erkeklere soracak olursanız mükemmel kadın sürtüğün teki olmak zorunda. Sosyal medya porno sektörünü geride bırakarak adeta kadınların gövde gösterisi yaptığı bir mecra haline geldi. Sevgiliyle çekilmiş samimi pozlar mı dersiniz, banyoda duş görüntüleri mi hepsi var. Üstelik bu kadınların hepsi, kendince mükemmel. Kadın bedeni, her alanda prim yapar ama sosyal medyada sergilemek bir başka güzel oluyor. Sanki düşman çatlatan bu kadınların tek derdi ben senden güzelim diyebilmek ve bunu başardıkları da kesin.

Bugün Facebook’ta 32 milyon, Twitter’da 10 milyon, genelde ise 35 milyonu aşkın internet kullanıcısına var. Türkiye Facebook’ta en çok üyeye sahip altıncı ülke. Türkiye’de Facebook, Twitter, Youtube ve Instagram en çok kullanılan sosyal ağlar arasında. Google+ sabah dokuz- on bir  arası, Pinterest ise günün ilk saatlerinde aktif kullanılıyor. Hafta sonu ise Instagram ve Youtube kullanımında artış yaşanıyor.  Türkiye’de en popüler sosyal ağ olarak Facebook ilk sırada yer alıyor. Otuz iki milyondan fazla kullanıcıya sahip Facebook’un İstanbul’da 8 milyondan fazla kullanıcısı var.En çok fotoğrafta tabi ki facebook üzerinden servis ediliyor. Kendi fotoğrafı yerine manzara resmi koyan bir kadın çirkin herhalde diye düşünülürken, sevimli kedileri paylaşanlara eşcinsel gözüyle bakılıyor. Bu nedenle değişik yorumlara maruz kalmamak için kendi güzel fotoğraflarınızdan birini paylaşmak zorundasınız. Ankara travestilerinden Banu, boy boy resimlerini selfie yapıp, facebooka yüklemiş. Hakikaten harika görünüyor. Sanırım bu resimlerde fotoshop hileleri de var. Ben de birileri sosyal medyadan resim paylaşınca dayanamayıp bakanlardanım, yorum yapmayı da hiç ihmal etmem. Huyum kurusun güzel kadın görünce de dayanamam. Resmin altına yorumu döşenirim. Ay şekerim yine yakıyorsun ortalığı gibi. Fotoğrafınız yalancıktan gizemli, hafif seksi olmalı ve şöyle demeli:‘Bana bakın millet! Ben özgür ve mutlu bir kadınım! Üstünüzde hafif bir kıyafetle erkeklerin gözdesi olmaya hazırsınız. İşte mükemmel kadını bulmak isteyenler için adres, girin sosyal medyaya en güzelini seçin.

Mükemmel kadını uzakta arayanlara son uyarım facebook için en ideal gün Çarşamba, sakın o gün girmeyi atlamayın. Güzel paylaşımlar sizin olsun. Hoşcakalın.

Haziran 5

Sarayın kadınları

Osmanlı tarihinin en ilginç yanı kuşkusuz haremdir. Haremde yaşayan cariyelerin güzelliği tüm dünyada bugün bile gündem konusudur. Haremin gözde kızlarının nasıl güzelleştiği ise günümüzde hiç kimsenin aklına gelmeyecek sırlarla doludur. Bugünkü yazımda sizlere harem kadınlarının bu sırlarından bazı tüyolar vermek istiyorum. Bunları uyguladığınızda siz de gözde bir güzel olma şansı yakalayabilirsiniz. Geçi benim travesti arkadaşlarımın hepsi birbirinden güzel zaten ama ne demişler fazla güzellik göz çıkarmaz ancak nazara gelirsiniz.

Saray kadınların güzellik uğruna hamamdan çıkmadıklarını günün büyük bir bölümünü hamamda keselenerek geçirdiklerini söyleyebilirim. Zaten Türk hamamları da bu nedenle ünlenmiştir. Ben de İzmir travestilerinden Sanat’la birlikte her hafta hamamda yıkanmaya özen gösteririz. Keselenmek ölü derilerimizin atılmasına ve cildin parlak ve bebek cildi gibi yumuşak olmasına yardımcı olur.

Keselendikten sonra mutlaka doğal kremlere masaj yaptırmak de gerekir. Saray kadınları keselenen ciltleri kuruyup çatlamasın diye özel hazırlanmış yağlarla masaj yaptırıyorlarmış. Zeytinyağının içine atılan gül yapraklarıyla hoş bir yağ elde ediliyor. Bir de susam yağını tercih ediyorlar. Özellikle eller, ayaklar ve tırnaklar bu yağlarla güzelleşirken yüzleri için de badem yağını kullanıyorlarmış. Badem yağı bildiğiniz üzere doğal bir nemlendiricidir. O tarihlerde şampuan icat olmadığından saçlar sabunla yıkanrdı. Sabunla yıkanan saçlar sertleştiği için ebegümeci ve hatmi çiçeğinden yapılan özel yağlarla saçlara bakım yapılıyormuş. Saçlar hem ipek gibi oluyor hem de hoş bir kokuya sahip oluyormuş. Padişahların bile dayanamadığı kadar hoş kokular yayılıyormuş saray kadınlarından.

Gül suyu harem kadınlarının sürekli kullandığı bir başka ürün. Hem cilt temizliği için hem de güzel kokmak için gül suyunu ellerinden düşürmeyen sarayın gözdeleri yumuşak tenlerini gülsuyuna borçluymuşlar. Şimdi sizlere çok özel bir tarif vereceğim mutlaka bir yerlere not edin ve banyodan sonra kullanın.”Bir çay bardağı kabak çekirdeği havanda dövülüyor. Bir su bardağı zeytinyağı ve bir yemek kaşığı gül yağı ekleniyor. Bir hafta kapalı bir cam kavanozda ve serin bir yerde bekletildikten sonra süzülüyor. Bu karışım banyo sonrası tüm vücuda uygulanıyor. Nemli, parlak ve pürüzsüz bir cilde sahip olacaksınz. Tabi  karışımı doğru hazırlamanız şart. Hürrem Sultan kadar güzel, Safiye Sultan kadar beyaz tenli olmak, mis gibi kokmak bu kadar kolay. Hepiniz zaten benim gözümde saraylara layıksınız. Sağlıcakla kalın.

 

 

Haziran 1

Kim olduğuna karar ver

İnsanların bu hayattan beklediği yegane şey mutlu olmaktır. Ancak daha doğru dürüst kim olduğuna bile kara verememiş başkalarının istediği hayatı yaşayan insanların mutlu olmasına imkan yoktur. Mutluluğun ilk şartı ‘‘kendini’’ ve ‘‘kendi hayatını’’ yaşıyor olmandır. Toplum yapımıza baktığımızda ekseri hepimiz ailemizin çizdiği daha doğrusu ailemizin belirlediği kimlik ve rollerle yaşamımızı sürdürürüz. Kim olduğuna karar verdiğin anda mutlu olmak için en büyük şansı yakalamışsın demektir.

Mutlu olmayı yaşadığın sorunlar ve etrafındaki insanların ne söyleyeceğini merak ettiğin için erteleme. . Kişiliğini, kim olursa olsun bir başkasının senden beklentilerine göre belirlersen kendini kandırmış, asıl benliğini bastırmış ve kendini yok saymış bir hayat yaşamış olursun. İnsanın bu dünyada tanıması gereken kişi ünlü bir rock yıldızı veya sinema starı değil sadece kendisidir. İD yani benlik kelimesini anlamamışsan eğer derhal anlamanın ve kendini keşfetmenin yollarını bulmalısın.

Sadece seni herkes iyi bilsin, yanlış fikirler edinmesin diyerek iyilik yapıyorsan, komşuna selam vermek içinden gelmediği halde selam veriyorsan, bu dünyada seni üzenleri yanlış anlaşılmasın diye hala etrafında tutuyorsan sen sen değilsin. Yılar önce tanıdığım ve çok sevdiğim Bolu travestilerinden Zahter, ben dobra bir kadınım, söylediklerimden alınan benimle görüşmesin dediğinde ona sen yapıyorsun etrafındaki insanları kırdın dediğimde bana beni ben olarak kabul etmeyen hiç kimse zaten etrafımda olmasın demişti. Bu söz yıllardır kulağıma küpe oldu. Kendini gerçekten tanıyan insan bu dünyada rol yapmak yerine daha düzgün bir hayat yaşayacağından zaten mutluluğun anahtarını eline alır.

Eksik yada yanlı taraflarınızdan korkmayın, illa mükemmel olmak zorunda değilsiniz. İnsanoğlunun hata yapmayanı tam olanı var mı ki sen tam olacaksın. Kişisel gelişim konusunda okuduğun kitapların sayısını artırmakla başlayabilirsin işe, önce kendini sonra dünyayı keşfetmekle başlayabilirsin. Ne demiş Ünlü filozof; “Beni bende demen bende değilim , bir ben vardır bende benden içeri. “İçinizdeki beni dışarı çıkarın. Hayatın renklerini yaşamaya başlayın. En güzel rengin beyaz olduğunu sananlar, simsiyah bir gecede yolunu kaybeder. Ne siyah ne beyaz olsun hayatınız tüm renklere içinizde yer ayırın. Kim olduğunuzu herkese gösterin. Hayatın kazananı siz olacaksınız.

Mayıs 29

Ağla ağla açılırsın

Siz ağlamanın zayıflık olduğunu düşünenlerdesiniz bu yazıyı mutlaka okumalısınız. Ağlamak sanıldığının aksine insanı güçsüz kılmaz aksine sağlam ve kapı gibi bir vücut için gerektiği yerde gerektiği kadar ağlamalısınız. Freud’un teorisine göre hisleri dışa vurmakta fayda vardır, eğer hislerin içimizde birikmesine izin verirsek bu bizi fiziksel ya da psikolojik olarak etkileyecektir.

Ağlamak etrafınızdaki kişilerle daha güçlü bir bağ kurmanıza yardımcı olur. Eğer ağlarken yanınızda olan kişi sizi önemseyen biriyse ona karşı olan bu açıklığınız hoşuna gidecek ve size yardımcı olmaya çalışacaktır. Ben mesela ne zaman ağlama ihtiyacı hissetsem hep gidip İstanbul travestilerinden Sanat’ın dizlerinde ağlarım bu dünyada beni onun kadar iyi teselli eden birine daha rastlamadım. Sanırım ondaki bu Güzin Abla durumu bana iyi geliyor. Gözyaşları, kurumuş gözlerinizin nemlenmesine yardımcı olur. Böylece gözleriniz daha iyi çalışır. Gözyaşının anti bakteriyel özelliği sayesinde, ağlamak gözde enfeksiyon oluşumunu önler. Ağlamayla beraber endorfin salgılanır ve bilindiği üzere endorfin mutluluk hormonlarından birisidir. Endorfinin bir diğer etkisi ise ağrıları hafifletmesidir. Ağlamanın sağlığımıza bu kadar çok faydası varken, ağlamamaya çalışıp, gözyaşlarınızı saklamanın kimseye faydası olmayacaktır. Bırakın depresyon sizden uzak olsun akıtın gözyaşlarınızı dışınıza. Ağlayın ve açılın. Ağladıkça içinizin nasıl rahatladığını göreceksiniz.

Araştırmacılara göre ruh hali değişken olan kişiler ağladıktan sonra kendilerini daha iyi hissetmezler. Onların ağlamasını iyiye yormamak gerekir. Eğer sürekli ağlıyor ve kendinizi kötü hissediyorsanız bu sizin için iyi değildir ve profesyonel desteğe ihtiyacınız olabilir. Ayrıca ağlamanın iyileştirici etkisi de herkes için geçerli olmayabilir. Ama eğer ağlamak size iyi geliyorsa bunu tekrarlamanızda hiçbir sakınca yoktur. İnsanların % 88,8’i ağladıktan sonra daha iyi hissederken, % 8,4’ü ağlama sonrası daha kötü hisseder. İstatistik olarak bakıldığında ağlamanın ağlamamaktan daha faydalı olduğunu söyleyebiliriz. Bir Kızılderili Atasözüne göre, “ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.”  Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin dediğine göre ise, “ Gözyaşının bile görevi varmış; ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış. “ Kısacası daha güzel bir gülümseme için ağlayın içiniz açılsın. Ağlamaktan helak olmadan tabi. Hoşcakalın.